Almanya’da 1,3 milyondan fazla insan* kumar bağımlısı. Ancak psikolog ve sosyolog Kazım Erdoğan, bu sayının çok daha fazla olduğu görüşünde. Bu yüzden kurucusu olduğu Aufbruch Neukölln derneğinde kumar bağımlısı erkekler için bir yardımlaşma grubu başlatmış. Açık bir dil ve aynı göz hizasında iletişim kurmak en güzel terapi yöntemi diyen Erdoğan’ın kapısı herkese açık.
Zeynep Dişbudak

Zeynep Dişbudak: Kumar bağımlılığına karşı bir yardımlaşma grubu kurma fikri nasıl doğdu?
Kazım Erdoğan: 80’li yıllarda okullarda öğretmen ve sonrasında psikolog olarak çalışıyordum. Bayan velilerin birçoğundan, eşlerinin kumar alışkanlıklarından şikayetlerini duyuyordum. Ayrılma ve boşanmaların ardında kumar, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı önemli rol oynuyordu. Evin tüm gelirlerini, hatta ailenin altınlarını götürüp ‘leihhaus’lara bırakanları, gırtlağa kadar borç batağında olanları tanıyorum. Bunun büyük bir kanayan yara olduğunu tespit ettim. 2007 yılında önce Türkiyeli babalar grubunu kurdum. O grubun içinde birkaç arkadaşın da oyun bağımlısı olduğunu duyduktan sonra dedim ki, kumar bağımlılığına karşı öz yardım grubu kurmanın zamanı geldi hatta geçti. Kurduğumuz ilk grup 2011-2020 arasında AOK tarafından finanse edildi. AOK desteğini çekince maddiyatsızlıktan grubu kapatmak zorunda kaldık. Kumar problemi olanlar babalar grubuna gelmeye devam etti. İçlerinden birkaçı “O grup bize çok yardımcı oldu, çok şey öğrendik. Grubu yeniden kurabilir miyiz?” dediler. 2025’in başından itibaren yeniden buluşmalara başladık.
ZD: Kumar bağımlıları için kumar ne anlama geliyor?
KE: İlacı olmayan hastalık. Ve bize gelenlerin yüzde yüzü, bağımlılıklarının farkında. Yoksulluktan gelip, ya para hırsından ya da hayatın mutsuz yanlarını unutabilmek için o ışığa, müziğe, otomatlara gidiyorlar. Ya da oradaki kişilerden etkileniyorlar. “Eşim bana ev alışverişi için 50 euro veriyor. ‘Kumar salonunda otomata gidip onu 100 euro yaparım, sonra öyle ev alışverişini yaparım’’’ diyenler var.
ZD: Deneyiminize dayanarak bu bağımlılığa kimler daha yatkın?
KE: Örneğin ithal damatlar. Türkiye’de evlenip buraya geliyorlar. Geldikleri ilk birkaç sene çalışamadıkları için izole hayatlar yaşayanlar var, Türk kahvehanesine gidip başlıyorlar. Ya da otomatlardan çıkan demir para seslerine kapılıp, “Ben de yaparım” diyerek başlayan var. Bir kere şansı yaver gidip, “5 euro attım, 200 euro çıkardım. Ben zannettim ki bu benim gelirim olacak.” diyenler var. Evde canı sıkılanlar, eşinden cep harçlığı almayı kendine yediremeyenler, ilişki problemleri olanlar, Türkiye’deki yoksul ailelerine para göndermek isteyenler… İşte örneklerim böyle.
ZD: Peki size gelme adımını nasıl atıyorlar?
KE: Bir kısmı bu işin böyle yürümeyeceğinin farkına varıp geliyor. Bazısı eşinin boşanma tehdidinden korkup. Ama büyük bir kısmı utanıyor, benim hastalığımın dermanı yok diyor. Çünkü biliyorsunuz bizim geldiğimiz ülkede kumar oynayan kişi toplumdan dışlanır, aşağılanır. Bir de Kur’an -ı Kerim’in arkasına saklanıp haramdır denildiği zaman insanlar açılmalarında zorlanıyorlar.
ZD: Grubun Türkçe olmasının nedenlerinin ardında da biraz bunlar yatıyor sanırım. Bu ayrımı yapmak gruba gelenlere nasıl bir fayda sağlıyor?
KE: Bize gelenlerin çoğu ithal damat dediğimiz grup, yani Almanca konuşamayan grup.Almanca gruplara gittiklerinde içerikleri anlamıyorlar. Belli bir süre sonra da canları sıkıldığı için etkinliğe katılmıyorlar. O yüzden Türkçe konuşan bağımlılara bu hizmeti sunuyoruz. Amacımız ayrımcılık yapmak ya da göçmenliği pozitif olarak yüceltmek değil. Keşke hepimiz ortak bir dilde buluşup dertlerimizi konuşabilsek. Ama şartlardan ötürü biz böyle bir yolu tercih ettik.
ZD: Grubun işleyişine gelelim. Klasik bir toplantı günü nasıl geçiyor?
KE: Toplantıya “Geçen haftan nasıl geçti? Geçtiğimiz haftadan olumlu, sevindirici haberlerin var mı?” diye sorarak başlıyoruz. Çünkü olumludan yola çıkarak konuşmak benim için çok önemli. “ 3 haftadır otomatın başına oturmadım” ya da “Kumarhanenin önünden geçtim, sağlam kaldım” diyenler olursa bunlara seviniyoruz. Sonrasındaysa katılımcılara o gün neler konuşmak istediklerini soruyoruz. Önerinin onlardan gelmesini, ilk adımı onların atmasını ben çok önemsiyorum. Gruba rehberlik edenlerden biri benim, zaten 45 yıldır psikoloğum, bu konularda çalışıyorum. Benim yanımda bir kadın psikoloğumuz ve kumar bağımlılığını da çok iyi tanıyan bir arkadaşımız daha oluyor. Biz üçümüz, katılımcılarla aynı göz hizasında çalışıyoruz, zaten biz de onlardan öğrendiklerimizle uzmanlaşıyoruz.

„100 kişiden 10’unu kurtarmak bile büyük bir başarı.“
– Kazım Erdoğan
ZD: Peki bu insanların somut ihtiyaçları neler?
KE: “Borçlarımı ödeyebilsem, alacaklılar aramasa, rahatça sokağa çıkabilsem” diyenler var. Ama bu ne demek oluyor? Kaybettiğim paraların hepsini alıncaya kadar oyuna devam edebilirim. O yüzden ben de onların bir nevi bankacılığını yapıyorum. Haftalık ihtiyacını söylüyor, alışverişini yapıp makbuzunu bana getiriyor. Ya da bana kartlarını da bana bırakıyorlar. Böyle bir sosyal kontrol mekanizması diyelim. Bu şekilde en az 10-15 kişiye yardımcı olabildim. Tabii çok sorumluluk isteyen bir şey.
ZD: Gruba katılım nasıl?
KE: 5 kişiden başlayarak 10-15 kişi olabiliyor. Ama ihtiyaç tahmin ettiğimizden de büyük. 5 yıl babalar grubuna katılıp tek kelime etmeyip, ancak bize güvendikten sonra oyun bağımlılığından bahsedenler bile var.
ZD: İnsanlar size hangi yollarla danışmaya geliyorlar?
KE: Gelenlerin yaklaşık %30’u Spielbank’ın ya da borçlu oldukları kurumların yönlendirmesiyle geliyor. Geri kalanıysa kulaktan kulağa. Bir de biz broşürlerle filan değil, direkt insanlara telefonla ulaşıyoruz. Birinin bir tanıdığı da oyun bağımlısı ama bize ulaşmaya utanıyor diyelim. Arkadaşının vasıtasıyla öncesinde rızasını alıp telefonla arıyoruz. Ya da AOK projeyi desteklerken anonim telefon hattımız vardı.
ZD: Unutmadığınız başarı hikayeleri var mı?
KE: Eşiyle deyim yerindeyse savaş halinde bir arkadaş vardı. Morali sıfırın altındaydı. Günde 3 paket sigara içen, 50 yaşındayken 80 yaşında gösteren bir arkadaştı. Bize geldi, yardımımızla açıldı. Şimdi yıllardan beri oynamıyor. Diğer arkadaşlara yardımcı olmak için her hafta bizim iki grubumuzun ikisine de katılıyor. Onu eğitimlere gönderebileceğim, güvenebileceğim bir hale geldi. Onunla ben gerçekten gurur duyuyorum. Ama başarısız olduğumuz zamanlar olsa bile karamsarlığa kapılmıyoruz. 100 kişiden 10’unu kurtarmak bile büyük bir başarı. Nüks ettiğini duysak bile arıyoruz, yazıyoruz. İşin ucunu bırakmıyoruz.
Toplantılar Aufbruch Neukölln dernek ofisinde, her pazartesi saat 16:00-17:45 arasında gerçekleşiyor. Kazım Erdoğan, psikolog ve sosyolog olarak çalışıyor. Bağımlılık konusunda danışmanlık ve eğitimler veriyor.
*Kaynak: Glücksspielatlas Deutschland 2023
Aufbruch Neukölln e.V. Berlin Senatosu’ndan finansman desteği alıyor.
Kumar bağımlılığı öz yardım grubu, gönüllülük esasıyla çalışıyor.
Grup katılmak isteyen herkese açık. Toplantılar, pazartesi günleri Aufbruch Neukölln eV ofisinde, saat 16:00-17:45 arasında gerçekleştiriliyor.
Kazım Erdoğan, destek olmak isteyenlerin yapabilecekleri en önemli şeyin görünürlük ve farkındalık çalışmaları olduğunu belirtiyor. Bu amaçla siz de bu röportajı tanıdıklarınızla paylaşabilir, çevrenizi bilgilendirebilirsiniz.
Bağışlar için vakfın banka bilgileri:
Aufbruch Neukoelln eV
IBAN: DE 59100500006603077858
BIC: BELADEBEXXX
Bilgi ve iletişim için:
Aufbruch Neukölln e.V.
Uthmannstrasse 17-19
12043 Berlin
Telefon:
+49 30 60928104
+49 30 60928103
Internet sitesi: https://www.aufbruch-neukoelln.de/projekte/gluecksspielsucht/
E-posta: team@aufbruch-neukoelln.de
Dieser Beitrag erschien in gekürzter Version am 16. Dezember in der Print-Ausgabe der Donauwelle 12/2025. Die Donauwelle wird im Rahmen des Projektes „Wir sind der Donaukiez“ erstellt. Dieses Projekt wird gefördert durch die Bundesrepublik Deutschland und das Land Berlin im Rahmen des Städtebauförderprogramms Sozialer Zusammenhalt – Zusammenleben im Quartier gemeinsam gestalten.
